Anasayfam Yap Ana Sayfa | Dosyalar |  Kelebek |  Mirc | Sohbet  Üye GirişiÜye Ol
Sohbetgor

Midyat
 

  
Google
Renginizi Seçin:         
E-kart İtiraf Şiir Bilim Sinema Kadın Forum Gençlik Turizm Diyet Albumler Türküler Şarkı Sözleri

Hikayeler Anasayfa
 
Hikaye adında ara  |   Kategori adında ara
[ A |  B |  C |  D |  E |  F |  G |  H |  I |  J |  K |  L |  M |  N |  O |  P |  Q |  R |  S ]
[ Ş |  T |  U |  V |  W |  X |  Y |  Z |  1 |  2 |  3 |  4 |  5 |  6 |  7 |  8 |  9 |  0 ]


[ Hikaye Ekle ] [ Bütün Hikayeler ] [ Kategori Ekle ] [ Kategori Listesi ]


15 Yagmur Yağıyordu

15 Yagmur Yağıyordu

Az da olsa hüznün dağıldığını görünce konuyu değiştirdim;
-Peki Ilgaz’a gitme konusunda kararınız ne oldu.
-İzin çıktı. Önce annem gelecek benimle, sonra da izin alıp ablam.
-Sevindim.
-Sen ne kadar kalacaksın?
-Sizi bıraktıktan sonra döneceğim.
-Öyle mi?
-Hemen sevinme, izinde olan arkadaşlar var, onlar dönünce ben de izin alıp geleceğim.
-Yalnız bir şartı var annemle babamın.
-Hayırdır?
-Sana güvenip gönderiyorlar. Bana gözün gibi bakacaksın.
Gözlüklerimi işaret ettim;
-Merak etme dört gözle bakarım.
-Ne zaman gideriz?
-Pazartesi gidebiliriz. Pazartesi gece nöbetinden çıkıyorum, Salı sabahına kadar boşum.
Elindeki kitabı bıraktı. Kötü bir şeyden bahsedecek gibi bir tavırla bana baktı;
-Şiirlerini okudum.
-Hepsini mi? Ben bile hepsini okumaya dayanamadım, sadece yazdım.
-Ben hüzünlü şiirler yazdığımı söylemiştim ama seninkiler daha beter. Hep kırık bir kalp, kasvetli akşamlar, platonik, umutsuz aşklar.
-Yine mi hüzüne geçiyoruz? Şiir işte canım. Aaa…sen de ciddiye mi alıyorsun?
-Hepsinde bir gerçeklik payı var gibi.
-Olur mu canım; bir şiirde “, Ta..bulutlardan yere düşmüşüm, bir baktım ki ölmüşüm.” Desem gerçek mi olur.
-Unutma az çok ben de şiir yazdım. Şair, düşündüklerini, hissettiklerini bazen yaşamış gibi yazar, bazen de benzetmelerle anlatır. Mesela sevdiğin bir kızın gülüşüyle kendini bulutlarda hissetmiş, sonra da sevdiğini başkasıyla görüp kendini bulutlardan yere düşmüş, hatta ölmüş gibi hissetmiş olabilirsin. Değil mi ?
-Aslında evet, eveeet… ama şey, şey yani.
-Mesela şu ‘Geç-me’ adlı şiirin.
-Ha…o mu? Bırak şunu yahu. Ne hece vezni ne kafiye var. Laf olsun diye karalamışım işte.
-Bana bazı yaşanmış şeylerin yansıması gibi geldi. Bazı cümleler, bunun yaşanmadan yazılamayacağını sanki zorla gösteriyor. Bak birkaç satırını okuyayım, belki unutmuşsundur.
Gel-geç yine, ben umut içinde bekleyim,
Sen yine görmemezlikten gel...
...
Yine yollarımdan geç,
Yine kahrolarak yüzüne bakayım,
Şimşekler çaksın gözlerinde yine
...razıyım.
..
Hoşuna gidiyorsa eğer, ben yine bekleyim
...sen yine geç-me.

Şiirin son kısmını okurken Mehtap geldi. Hemen atıldım;
-Kurtar beni Mehtap bu işkenceden. Tek ümidimsin.
Mehtap gülümseyerek kardeşine baktı;
-Ne o şarkı mı filan mı söyledin?
-Yoo..sadece hatıralarını canlandırdım.
Mehtap tam oturmuştu ki Cem girdi içeri. Ben konuyu değiştirme mücadelesine başladım.
-Aaa Cem gelmiş.
Cem şaşkın şakın bakarken, ben devam ettim;
-Ne iyi ettin de geldin Cem. Tesadüfe bak biz de senin arkandan atıyorduk.
Cem;
-Ne oldu yahu, benden ne diye bahsediyordunuz?
-“Bazı insanlar kendini övmeden duramaz diyorduk” aklımıza ‘her nedense’ sen geldin. Nerden aklımıza geldiyse!
Cem otururken cevap verdi;
-Belki içinizden biri farkında olmadan “Akıllı, yakışıklı” gibi şeyler söylemişse ordan aklınıza gelmişimdir. Hoş geldin Ümit, sınavların nasıldı?
-İyiydi, ya seninkiler?
-Bizim sınavlar haftaya başlıyor.
Mehtap ‘nur’un boynuna sarılarak salondan çıkardı;
-Gel kardeşim bunlar sıkıcı konulara dalmışken biz de sofrayı hazırlayalım.
Ben atıldım,
-Ben birazdan çıkacağım.
Mehtap cevap verdi,
-Olmaz, bizim yemekleri itiraz etmeden yiyen yalnız sen oldun. Yemek yemeden bırakmayız seni.
Cem;
-Öyleyse yemek hazırlanana kadar benim odaya geçelim. Kitaplar elimde kaldı, hem üstümü değiştireyim.
Cem’in odasına geçtik. Konuşurken bazen Cem’in dalgınlaştığını fark ediyordum. Dayanamadım, sordum;
-Cem hayrola, arada bir gözlerin dalıyor.
-Boş ver önemli değil.
-Söyle, bir şey var işte.
-Şey…şey…boş ver, önemli değil.
-Çok özel değilse söyle, konuşuruz.
-….peki…söyleyim bakalım. Aslında bu konuda senin düşüncelerini de öğrenmek isterim.
Oturdu, şöyle bir nefes aldı;
-Bu yıl, üniversite de ikinci yılım. Geçen yıl arkadaşlarla gülüp, eğlenirdik. Dünya umurumuzda değildi. “Genciz, hayatımızı yaşıyoruz” diye düşünürdük.
-Eee…
-Geçen yıl ve bu yılda birkaç hafta öncesine kadar bizlerle birlikte gülüp eğlenen kız arkadaşlardan biri bir süre önce tesettürlü giyinmeye başladı.
Duraklamasına rağmen, sözlerini benden etkilenerek sürdürmemesi için yorum yapmadım.
-Grubumuzun en neşeli, en şakacı kızı oydu.
-Şimdi neşeli değil mi?
-Bizim gruba yaklaşmıyor, yüzü de hep ciddi.
-Benim bölümde de başörtülü kızlar var, onlar da ciddi görünüşlüdürler ama arkadaş arasında çok şakacıdırlar, çok güzel espriler yaparlar, gülüşürler. Tabiî bu, kendilerini rahat hissettikleri ortamda, olgun kişiler arasında olur. Mesela sizin arkadaş grubunda cinsel çağrışımlar yapan espriler oluyor mu?
-Evet, bazen.
-Sizin için artık önemsenmeyecek böyle espriler, onun giyimiyle ifade ettiği inancına ters düşebilecektir.
-Biz o kadar anlayışsız değiliz., onun yakınındayken daha ölçülü konuşuruz zannederim.
-Siz bu konuda anlayışlı olacağınızı göstermelisiniz ki o da gelip sizinle konuşabilsin. Daha önce sizin grupta ise asıl arkadaşları sizlerseniz, şimdi yalnızlık çekiyordur. Sizin gruptaki kızların ona davranışı nasıl.
-Aslında onların dah önceki konuşmaları da onu uzak tutuyor olabilir.
-Niçin?
-Geçen sene, yakınımızda öyle bir arkadaşımız da olmadığından, türbanlılardan laf açıldığında hep, ‘Gericiler, örümcek kafalılar’ filan derlerdi. O sözleri hatırladıklarından onun yanına gitmeye çekiniyorlar. İşte bazen uzaktan ‘merhaba’ filan oluyor bazen.
-Peki senin niye aklına takıldı bu konu.
-Aslında bölümümüzde türbanlı yokken pek aldırmıyordum bile. Zeynep türban takmaya başlayınca okuldaki diğer türbanlılar ve onlara yapılanlar dikkatimi çekmeye başladı. Onlara karşı davranışları, adaletsizlikleri gördükçe rahatsız oldum.
-Derslere veya sınavlara alınmama gibi mi?
-Bazen onlar da oluyor ama bizim hocaların çoğu olgun, türbanlılara ders harici bir şey sormuyor bile niye ‘başın kapalı’ diye. Beni geçen yemekhanede bir olay rahatsız etti. Yemekhanede bir gün önce ‘Dev-Yol’ ‘Dev-Sol’ vs. diye afiş asanlara bir şey demeye çekinen yemekhane görevlileri, ertesi gün yemekhanedeki bir başörtülü kızı tam yemeğine başlarken; ‘Dekanlığın emrinden haberin yok mu? Yemekhaneye türbanlı giremezsin. Ya başını aç ya da çık dışarı’ dedi. Başörtülü kız da bir şey söylemeden yemeğini bırakıp gitti. Bir gün önce afiş asanlara karşı ezilip büzülen görevliler, başörtülü kızcağıza karşı kahraman oluverdiler.
Nur kapıda görünüp, bizi yemeğe çağırınca konuyu kapattı.
-Neyse hadi yemeğe gidelim.
Nur’un peşi sıra yemek için mutfağa geçtik. Yemekte tüm aile vardı. Selamlaştık, kısa bir hal-hatır sorgusu faslından sonra yemeğe başladık.
Cem ile bahçeye çıktık. Nur ve Mehtap “Hava güzel sofrayı kaldırdıktan sonra biz de bahçeye geliriz” dediler. Ağaç ve çiçeklerin güzelleştirdiği bahçelerinde gece böcek sesleriyle daha bir güzeldi. Ötüşüp duran böcekler dikkatini çektim;
-Şu böcek sesleri bana sanki Çankırı’da köyümdeymişim havasını veriyor, hoşuma gidiyor.
Cem gülümsedi;
-Tam da bu gün emailime gelen bir hikayeyi hatırlattın.
-Hayırdır, hangisini.
-Amerika’da işlek bir cadde de bir adamla Kızılderili yürüyormuş. Kızılderili; “Çekirge sesini duyuyor musun? Bak ses şurdan geliyor” demiş. Adam “Ben hiç bir şey duymuyorum” demiş. Gidip baktıklarında gerçekten öten çekirgeyi görmüşler. Adam arkadaşı kızılderiliye “Kulakların çok iyi duyuyur” demiş. O da “Bu kulaklarımın duymasıyla ilgili değil, dikkatle , sevgiyle ilgili. Ben doğayı seviyorum, o sesleri dikkatimi çekiyor ve duyuyorum.” Demiş sonra da cebinden demir para çıkarmış ve yere atmış. Para’nın sesine bir sürü kişi dönüp bakınca kızıldereli devam etmiş; “İnsan neye önem veriyorsa, ona dikkat eder” demiş..
-Güzel hikaye. Evinde bilgisayar göremedim, internete nerden bağlanıyorsun ?
-İnternet iş yerinde. Evde değil bilgisayar, tv bile yok. Gerçi tv vardı ama 3 ay önce bozulunca tv’siz yaşamaya alıştım, hatta hoşuma gitti.
-Radyon yetiyor ha.
-Radyoteyp var yetiyor. Haber de dinliyorum müzik de. Karanlıkta söndürüyorum ışıkları, gözlerimle dalıyorum şehrin karanlığına ve uzak ışıklarına.
-Oooh her gece manzara keyfi.
-Oh ki, ne oh. Bazen radyoda değişik müzikler çıkıyor. Elalem ne der demeden kendi kendime figürler buluyorum, dans ediyorum.
Mehtapla Nur bahçeye geldi.
Cem konuyu değiştirmek istemez gibi;
-İnternette başka ne yapıyorsun, chat filan mı?
- Yok chat olayına hiç girmiyorum. Daha önce bir gün denedim acayip vakit kaybı. Çoğu kez boş laflar, geyik muhabbeti filan.
-Yahu sen beğenmiyorsan niye kötülüyorsun ki. Senden geçmiş olabilir ama biz gençler chat’i severiz.
Mehtap Cem’e biraz manalı;
-Senin niye sevdiğini ben bilirim ama neyse.
-Niyeymiş?
-Senin sevdiğin chat esmer mi, sarışın mı?
Not: Alıntıdır.

Yazar : Ahmet Ünal ÇAM

Eklenme: 31-08-2007
Kategori: Sevgi ve Aşk Hikayeleri
Yazan: sohbet
Hit: 607
[ Geri dön | Yorum Ekle | Bu Hikayei arkadaşına gönder Sevdiklerinize gönderin | Yazdırılabilir sayfa Yazdırın ]


 Anasayfa | Amatör Balıkçılık | Anketler | Aşk Testi | Burclar | Bilmeceler | Deprem Eğitimi | Dualar | E-Devlet Linkleri | Efendimiz S.A.V | Fıkra | Gül Resimleri Güzel Sözler |  Gazeteler  | Hava Durmu   Hikayeler | Hazır Mesajlar | İtiraflar |  İlahiler | İsimler ve Anlamları | İslami Videolar | Kelebek Script | Kuran-ı Kerim Meali | Kadınca Özel | Komik Oyunlar | Liseli Kızlar | Nöbetçi Eczaneler  | Mirc | MSN Emoticons | Osmanlı Padişahları Peygamberler | Resimli Şiirler | Şarkı sözleri | Şiir Bahçesi | Şifalı Bitkiler | Site Map | Sudoku Oyunu | Tv İzle | Türkü Sözleri | Türkiye Tanıtımı | T.C Ordusu |   Youtube Video izle |  Yemek Tarifleri | Yarışma Bilen Kazanır|  Forum Tags

Web sitemiz PHP-Nuke (© 2003) kodlarına sahiptir. PHP-Nuke GNU/GPL lisansı altında dağıtılan ücretsiz yazılımdır Tema Tasarım: Melik UÇAR

chat çorba tarifleri mirc kelebek Gizlilik sohbet sohbet