Dışarıda yağmur, yüzünde yağmur damlalarıyla kamufle olmuş gözyaşları. İçindeki hüzün denizi, kopan fırtınalar seni mantıkta saçma, tasvirde doğru bir yere, bir balıkçının tezgâhının önüne götürür.
Satıcıların bağırışları dağıtır kafandaki hüznü. Ardından minik bir erkek çocuğunun daha yakından bakmak için balıklara yaklaştığını görürsün. Bir an belli belirsiz bir nedenle dalarsın yeniden ve "Annecim ne yaptın?" sesiyle yine ayılırsın, çünkü o küçük delikanlı kocaman bir palamuda sarılmıştır ve ağzından şu sözler dökülür "Anne kadeşş!" Senin kardeşini yerim ben, dağıttın tüm karabulutları. Ne için ağlıyordum ben şimdi?..